Subscribe Us

header ads

Güneydoğu'da Neden Alevi Yerleşimi Yok?

 

Nişanyan yer adları sitesinden alınan bilgilere dayanarak Alevilerin yaşadığı yerler listelenmiş. Sevan Nişanyan gibi birinin sözüne elbette itimat edilmez ama bu paylaşılan harita aşağı yukarı doğru gibi duruyor. Eksik olan çok nokta var ama konumuz bu olmadığı için bunlara değinmiyoruz.

Güneydoğu bölgemizde hiç Alevi yerleşimi yok. Bu listeyi baz alırsak Konya ve Kastamonu’da da yok gibi duruyor ama birkaç köy var yine de. Buralarda Alevi yerleşiminin az olmasının nedeni, buraların Osmanlı için son derece önemli ve stratejik yerler olmasıdır. Kastamonu bir sancak merkezidir ve sınırları Üsküdar’a kadar uzanır. Listenin Karadeniz kısmı eksik veya hatalı yapılmış. Sevan Nişanyan adlı şahıs bir Türk düşmanı olduğu için onun veri diye sunduğu şeyleri tabii ki kabul etmeyeceğiz. Trabzon'da az da olsa Alevi köyleri vardır. Bunlara Çepni denilir. Hatta Çepnilerin tamamı bir zamanlar Kızılbaş veye heterodoks İslam mensubuydu. Bu konudaki yazıyı okuyabilirsiniz. Rize'de tespit edilmiş bir Alevi yerleşimi yok fakat Artvin'de Alevi köyleri fazlasıyla var. 

Erzurum boş bırakılmış ama Erzurum'da da çok sayıda Alevi yerleşimi var. 

Konya ise yine Osmanlı için önemlidir ve düz ova olduğu için konar göçer yaşayan, merkezi yönetimle arası hiç de iyi olmayan Kızılbaş Türkmenler için yaşamaya elverişli bir yer değildir. Yine de bugün Konya, Karaman'da Alevi köyleri mevcuttur.

Kızılbaş Türkmenler, Osmanlı’nın mümkün olduğunca uzanamadığı yerlerde yaşamaya çalışmıştır. Daha doğrusu hayatta kalabilmek için bu şekilde yaşamak zorunda kalmıştır. Yerleşik hayata geçenler ise zamanla Sünnileşmiş ve artık tamamen Sünni olmuşlardır. Bugün Alevilerin yaşadığı yerlerin ekseriyetle dağlık alanlar, sarp kayalıklı araziler olmasının nedeni de Osmanlı’dan mümkün olduğunca uzak durmaktır.

Haritanın Güneydoğu kısmında ve yazımızın konusu olan Hakkari, Şırnak, Batman, Van, Bitlis taraflarında Alevi yerleşimi olmamasının nedeni ise yine Osmanlı devlet politikasıdır. Türkmenlerin Safevi Devleti’ne gitmesini istemeyen Osmanlı, Safevi Devleti ile arasına bariyer olarak İran’daki Kızılbaşların sürdüğü Kürtleri yerleştirmiştir. Kendi içlerinde özerklik tanımış ve haklar vermiştir. Bugün Kürt sorunu, PKK ve terör sorunu, derebeylik ve aşiret düzeni gibi sorunların temel kaynağı Yavuz Selim’in bu “dahiyane” çözümünden kaynaklanır. Diyarbakır dediğimiz yer, bir zamanlar Uzun Hasan Bey’in Akkoyunlu Devleti’nin başkenti ve Türkmen diyarıydı. Yine Hakkâri ve Şırnak illerimiz Artuklular, Akkoyunlular ve Karakoyunlular döneminde Türkmenlerin yaşadığı yerlerdi. Yavuz buraları Kürt aşiretlerine teslim ettikten sonra demografik yapı da değişmiştir.

Osmanlı–Safevi savaşında Kürtler Osmanlı’yı desteklemiştir. İdris Bitlisi de bunu ayrıntılı şekilde anlatır. “40 bin Kızılbaş’ı kestik” kaynağı da yine İdris Bitlisi’ye dayanır. Sonraki tarihçiler de onu referans almıştır.

Çaldıran Savaşı’ndan sonra bölgedeki Türkmenlerin öte tarafta kalanları Safevi topraklarında kalmış, Anadolu’da kalanlar ise dağlık kesimlere kaçmıştır. Kürtler ise Yavuz'un aşiret ağalrıyla yaptığı ittifak neticesinde araya tampon olarak yerleştirilmiştir. Bu arada Çaldıran Savaşı’nın yapıldığı yer Van–Çaldıran ilçesi değil, İran sınırları içinde kalmaktadır.

Sonrasında ise Kürtler hem mezhep olarak Şafii Sünni olmaları hem de Osmanlı’yı desteklemeleri nedeniyle çeşitli imtiyazlar almıştır. 1840 yılına kadar askerlik bile yapmamışlardır. Kendi aşiretleri bünyesinde kalmışlardır. Dolayısıyla bölgeyi yüzlerce yıl istedikleri gibi yönetmişler ve Safeviler ile Osmanlı arasında bir duvar olarak kalmışlardır. Anadolu’dan İran tarafına, İran’dan Anadolu'ya hatta bütün Türkistan’dan Anadolu’ya ve daha da ileride Balkanlara doğru sürekli Türk göçü de durmuştur. 

Bugün yaşadığımız sorunların kaynağı Şah İsmail değil Yavuz Selim'dir. Safeviler Osmanlı topraklarında faaliyet yürütüyordu sözü de yalandır çünkü Çaldıran Savaşı'na kadar Sivas'tan ötesi Osmanlı toprağı değildir. Diyarbakır, Şah İsmail'in öz be öz dedesinin devletinin başkentidir. Dedesinin topraklarını miras kabul edip at koşturması da hakkıdır. 

Neticede iki Türk devletinin egemenlik mücadelesinin cezasını yine Türkler çekmiştir. Hem mezhep kavgası çıkmış ve Türkler birbirine düşman olmuş hem de Türkler birbirilerini öldürerek enerjilerini ve canlarını tüketmiştir. 

“Kürt Alevi olur mu, olmaz mı” tartışmasına hiç girmeyelim çünkü tarihi belgeleri bir kenara bıraktığımız varsayımında bile sadece bu haritaya dayanarak Kürt Alevi diye bir şeyin olmadığını yine söyleyebiliriz. Bugün kendisine Kürt diye tarif eden Aleviler de maalesef asimile olmuş Türklerdir.


Anahtar kelimeler: Alevi yerleşimleri, Kızılbaş Türkmenler, Nişanyan yer adları, Alevi haritası Türkiye, Osmanlı Safevi çatışması, Çaldıran Savaşı, İdris Bitlisi kaynakları, Anadolu Alevi dağılımı, Tunceli Aleviler, Doğu Anadolu Alevi köyleri, Güneydoğu Anadolu Alevi var mı, Kürt Alevi kimliği, Osmanlı demografik politika, Kürt aşiret sistemi tarihi, Yavuz Sultan Selim doğu politikası, Anadolu etnik değişim tarihi, Türkmen yerleşim alanları Türkiye, Alevi nüfus coğrafyası, Kızılbaş tarihi, Türkiye mezhep dağılımı

Yorum Gönder

0 Yorumlar