Son Yazılar

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde açılan sınavı, öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazandı. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ...


Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde açılan sınavı, öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazandı.
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Alacahan'ın oğlu Ömer Faruk Alacahan, Rektörlük'e uzman olarak alındı.
– Rektör Danışmanı ve Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Taner Çiftçi'nin eşi Mehtap Çiftçi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu'na öğretim görevlisi oldu.
– Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doktor Ahmet Turan Orhan'ın eşi Alev Orhan Yıldızeli, Meslek Yüksek Okulu'na öğretim görevlisi olarak atandı.
– Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çimen'in oğlu Kaan Çimen, Tıp Fakültesi Anatomi Bölümü'ne asistan oldu.
– Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Raci Kılavuz'un eşi Neval Kılavuz, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'na Öğretim görevlisi oldu.
– Rektör Danışmanı Öğretim Üyesi Dr. Enis Baha Biçer'in eşi Dr. Derya Fatma Biçer, Cumhuriyet Meslek Yüksekokulu Müdürü oldu.
– Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Delice'nin kardeşi Prof. Dr. Ali Aksu, Eğitim Fakültesi Dekanlığı yapıyor.
– Suşehri Timur Karabal Meslek Yüksekokulu Müdürü Gülay Ercins'in ağabeyi Vural Ercins, Üniversitede Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı oldu.

Türk Lirasının değer kaybının siyasal istikrarsızlıktan, jeopolitik nedenlere, ekonomi politikasını oluşturan alt politika çelişkilerinde...

Türk Lirasının değer kaybının siyasal istikrarsızlıktan, jeopolitik nedenlere, ekonomi politikasını oluşturan alt politika çelişkilerinden dış dünyada oluşan gelişmelere kadar birçok nedeni var. Zaman içinde bu nedenlerden bazısı öne çıkıyor bazısı geride kalıyor. Bugünlerde yaşanan hızlı değer kaybının temel nedeni dış politika tutarsızlığı.

Türkiye, son dönemde Suriye’de izlediği dış politika yaklaşımında önceki durumuyla ciddi çelişkiler içine düşmüş bulunuyor ve o nedenle bocalayıp duruyor. Suriye meselesinde iki cephe oluşmuş durumda. Bir tarafta ABD, İngiltere, Fransa, İsrail ve Suudi Arabistan ve onlara destek veren Avrupa Birliği var. Diğer tarafta Rusya, İran ve Suriye var. Çin, bu konuda taraf değil. Türkiye, Nato üyesi olmasına karşılık Rusya ve İran ile bir arada görünüyor, üçlü toplantılar düzenliyor. Buna karşılık tıpkı ABD gibi Esad’ın karşısında yer alıyor. Oysa Rusya ve İran Esad’ı destekliyor. Rus Dışişleri Bakanı Türkiye’nin Afrin’i Esad güçlerine devretmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye, tam anlamıyla iki arada bir derede bulunuyor.

Böyle olunca Rusya ve İran ile birlikte parası en çok değer kaybeden ülkeler arasında yer alıyor.

Türkiye’nin uyguladığı ekonomi politikası zaten çelişkiler, tutarsızlıklar içinde görünüyor. Mevcut söyleme göre Türkiye ‘sıkı para politikası ve genişletici maliye politikası’ izliyor. Sıkı para politikası söylemini nereden anlıyoruz? Bir kere Merkez Bankası ve hükümetin ortak enflasyon hedefi yüzde 5. Sonra Merkez Bankası bu hedefe varmak için enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Bunlar bize sıkı para politikası söyleminin geçerliliğini gösteriyor. Genişletici maliye politikası söylemini nereden anlıyoruz? Böyle bir söylem yok aslında ama alınan önlemler bize yüksek oranlı bir büyümenin sağlanabilmesi için vergilerin hafifletildiği, harcamaların artırıldığı, istihdamın teşvik edildiği yani kısacası maliye politikasının gevşetildiği bir görünüm sunuyor. Bu durumda söylemler bize sıkı para politikasına karşılık genişletici maliye politikası uygulandığını gösteriyor. Eğer böyleyse o zaman politikalar arasında bir tutarsızlık, hatta bir çelişki var demektir. Çünkü ekonomi politikasının bu iki farklı alt politikası birbiriyle farklı yollarda ilerliyor, para politikası enflasyonu önlemek için sıkı tutulurken, maliye politikası enflasyonu bir kenara bırakmış büyüme oranını yükseltmeye çalışıyor.  

Bu söylemlere karşılık gerçek durum daha farklı bir görünüm sergiliyor. Merkez Bankası’nın aksine söylemlerine karşılık para politikası sıkı değil. Bunu nereden anlıyoruz? İlk olarak yüzde 5’lik hedefe karşılık yıllardır hedefin çok üzerinde yüksek enflasyon oranları gerçekleşmesi söz konusu oluyor. Öte yandan piyasada gösterge faizin yüzde 15’e gelip dayandığı yerde Merkez Bankası geç likidite penceresi imkânının arkasına saklanarak zor bela yüzde 12,75 oranında faiz uygulayabiliyor. Bir de bunların yanında hükümetin faiz artırımı yapılmasını önleyen yaklaşımları, hatta talimatları var. Bunların sonucunda Merkez Bankası aslında söylemlerinin tersine ister istemez genişletici maliye politikasıyla uyumlu (İngilizcesi accomodative) bir para politikası uyguluyor.

Bu çelişkiler içinde bocalayan ekonomi politikasına bir de dış politika çelişkisi eklenince Türk Lirasının değer kaybetmemesi mucize olurdu. Böyle bir durumda faiz artırmanın ya da başka bir politika önlemi almanın da yararı olmaz. Esasen önlemi piyasa alıyor: Gösterge faiz yüzde 14,55’e tırmanmış bulunuyor.
Mahfi Eğilmez

  Bölge halkına korku salmak için gerçekleştirdiği kanlı eylemleriyle yüzlerce çocuğu katleden, çok sayıda çocuğu da yaralayan veya sakat...

 Bölge halkına korku salmak için gerçekleştirdiği kanlı eylemleriyle yüzlerce çocuğu katleden, çok sayıda çocuğu da yaralayan veya sakat bırakan terör örgütü PKK'nın son kurbanı 11 aylık Bedirhan oldu. 1993'te Siirt'te teröristlerce kurşuna dizilen 13'ü çocuk 22 kişi arasında bulunan 3 yaşındaki Serkan Erdem'in bedeni kurşunlanmış fotoğrafı terörün acımasız yüzünü dünya kamuoyuna gösterirken, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan da bu katliamdan sonra "bebek katili" olarak hafızalara kazındı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere yurdun dört bir yanında düzenledikleri saldırılarla halka korku salma amacı güden PKK'lı teröristler, güvenlik güçlerini hedef alan hain eylemlerinin yanı sıra sivilleri de katletmekten uzak durmadı.
Sivil halka yönelik ilk eylemlerine 1987 yılından itibaren başlayan, köy baskınlarında yaşlı, kadın ve çocukları katleden teröristlerin, özellikle kundaktaki bebekleri kurşuna dizmesi hafızalarda derin iz bıraktı.
Siirt'in Baykan ilçesine bağlı Derince köyünde 1993'te PKK'lı teröristlerin okul bahçesinde kurşuna dizdiği 13'ü çocuk 22 kişi arasında bulunan 3 yaşındaki Serkan Erdem'in bedeni kurşunlanmış fotoğrafı, terörün acımasız yüzünü dünya kamuoyuna gösterdi. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan da bu katliamdan sonra "bebek katili" olarak hafızalara kazındı.
Asker-polis, kadın-erkek, genç-yaşlı, bebek-çocuk gözetmeksizin saldırılarını sürdüren terör örgütünün en masum mağdurları ise bebek ve çocuklar oldu.
Saldırılar nedeniyle çok sayıda çocuğun yaşama hakkı küçük yaşta elinden alındı. Çok sayıda çocuk ise saldırılardan yaralı kurtulsa da kaybettikleri uzuvlarıyla hayatlarını büyük zorluklarla sürdürmek durumunda kaldı.
SON KURBAN 11 AYLIK BEDİRHAN
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin Büyükçiftlik beldesi Susat Deresi mevkisinde dün asker eşi Nurcan Karakaya'nın kullandığı aracın geçişi esnasında, teröristlerin, önceden yola tuzaklanan el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 25 yaşındaki kadın ile 11 aylık bebeği Bedirhan şehit oldu.
GEÇEN YIL EREN BÜLBÜL'Ü ŞEHİT ETTİLER
Eli kanlı teröristler, Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında geçen yıl evden erzak çalan teröristlerin yerini güvenlik güçlerine gösterirken 16 yaşındaki Eren Bülbül'ü şehit etti.
Söz konusu ev civarında sürdürülen inceleme sırasında güvenlik güçlerine yardımcı olduğu sırada teröristlerin hain saldırısı sonucu Eren Bülbül ve Jandarma Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik şehit düştü, bir güvenlik görevlisi yaralandı.
'BEBEK KATİLİ' TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'NIN HAİN SALDIRILARI
Terör örgütü PKK'nın bugüne kadar bebek ve çocukları hedef alan saldırılarından bazıları şöyle:
  • 7 Mart 1987'de Mardin'in Nusaybin ilçesi Açıkyol köyünde 6'sı çocuk 8 kişi kurşuna dizildi.
  • 20 Haziran 1987'de PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu Mardin'in Ömerli ilçesindeki köy korucusu ailelerin yoğunlukta olduğu Pınarcık köyünde 16'sı çocuk 30 kişi öldürüldü.
  • 8 Temmuz 1987'de Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Yuvalı köyü Haraberk mezrasına saldıran PKK'lı teröristler, aynı aileden 7'si çocuk 2'si kadın 9 kişiyi katletti.
  • 19 Ağustos 1987'de Siirt'in Eruh ilçesine bağlı Milan mezrasına saldıran teröristler, aralarında 3 ve 6 günlük 2 bebeğin de bulunduğu 25 sivili öldürdü. Katledilenlerin 14'ü 18 yaşından küçüktü.
  • 21 Eylül 1987'de Şırnak'ın Güneyce köyü Çiftekavak mezrasını basan PKK'lılar, 2'si hamile 5 kadın, 4'ü çocuk 11 kişiyi katletti, 2 kişiyi ağır yaraladı.
  • 10 Ekim 1987'de Şırnak'ın Çobandere mezrasına baskın yapan teröristler, birçoğu yaşlı, kadın ve kundaktaki bebek olmak üzere 13 kişiyi katletti. Ağır yaralanan 9 kişi, tedavi altına alındı.
  • 9 Mayıs 1988'de Mardin'in Nusaybin ilçesi Taşköyü'nün Behmenin mezrasına saldıran teröristler, aynı aileden 8'i çocuk, 2'si kadın 11 kişiyi öldürdü. Saldırıda 2 çocuk ağır yaralandı.
  • 22 Haziran 1992'de Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Seki köyündeki 2 korucunun evine baskın düzenleyen teröristler, 8'i çocuk 10 kişiyi katletti, 2 kişiyi ağır yaraladı.
  • 1 Ekim 1992'de Bitlis'in Cevizdalı köyünü gece geç saatlerde basan terör örgütü PKK, 8'i çocuk 30 kişiyi öldürdü.
  • 9 Kasım 1992'de Diyarbakır'ın Hani ilçesine saldıran PKK'lı teröristler, evleri basarak insanları kurşuna dizdi. Saldırıda 4'ü çocuk, 4'ü kadın 12 kişi hayatını kaybetti.
  • 18 Temmuz 1993'te Van'ın Bahçesaray ilçesindeki Sündüz Yaylası'na baskın düzenleyen PKK'lı teröristler, 14'ü çocuk 24 kişiyi katletti.
  • 21 Ocak 1994'te Mardin'in Savur ilçesine bağlı Ormancık ve Akyürek köylerine saldıran teröristler, 11'i çocuk 21 kişiyi öldürdü.
  • 24 Temmuz 1995'te İran'dan gelen kalabalık PKK'lı terörist grubu, Van'ın Gürpınar ilçesine bağlı Akdoğu köyü Atabinen mezrasına giremeyince evleri roket atışına tuttu. Teröristler, 7'si kadın ve çocuk 12 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi ağır yaraladı.
  • ÖĞRENCİLERİ DE HEDEF ALDILAR
    PKK, saldırılarını kırsalda sürdürdüğü dönemde şehirlerde de kanlı eylemler gerçekleştirdi.
    Diyarbakır'da 3 Ocak 2008'de askeri servis aracının geçişi sırasında bir dershane önünde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 6'sı öğrenci 7 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıda, aralarında öğrencilerin de bulunduğu 73 kişi yaralandı.
    Terör örgütü PKK'nın eğitim kurumlarını hedef alan saldırıları da oldu. Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 23 Nisan 2011'deki kutlamalar için 23 Nisan İlkokulunun bahçesinde toplanan çocuklara, maskeli bir grup havai fişeklerle saldırdı. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı ancak 7-14 yaşlarındaki çocuklara yönelik saldırı hafızalarda iz bıraktı.
    Teröristler, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 27 Mayıs 2011'de imam hatip lisesi öğrencilerinin bulunduğu yurda molotofkokteyli ile saldırdı. Yurt binasında çıkan yangın sonucu 3 öğrenci yaralandı.
    ŞEHİRLERDEKİ HAİN SALDIRILAR
    Terör örgütü, İstanbul Güngören'de 2008'de vatandaşları hedef aldı. Çöp tenekesine yerleştirilen bombanın patlamasından 10 dakika sonra 50 metre ileride yine bir başka çöp tenekesinde daha güçlü bir patlama yaşandı. Saldırıda, ilk patlama sonrası yardıma gidenler de hedef alındı. Araç trafiğine kapalı ve vatandaşların yoğun olduğu alanda akşam saatlerinde meydana gelen patlamada, Aleyna Çelik (3), Taha Yıldızlı (5), Murat Ağca (12) ve Şeyma Özkan'ın da aralarında bulunduğu 17 kişi yaşamını yitirdi, yaralanan 154 kişi hastaneye kaldırıldı.
    GENÇ KIZ OTOBÜSTE ALEVLER ARASINDA KALDI
    İstanbul'un Bağcılar ilçesinde 8 Kasım 2009'da belediye otobüsüne terör örgütü mensuplarınca molotofkokteyli atıldı. Saldırıda, evine giden 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Serap Eser, otobüste çıkan yangın sonucu alevler arasında kaldı. Genç kız, yaklaşık bir ay tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.
    Hakkari'de 16 Eylül 2010'da Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki yola teröristlerce döşenen mayının sivilleri taşıyan minibüsün geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu aralarında 2 yaşındaki Nurullah Umut Çiftçi ve 11 aylık Zeynep Kurt'un da bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetti, yaralanan 4 kişi tedavi altına alındı.
    ŞEHİT ANNENİN KARNINDAN ALINAN BEBEK HAYATA TUTUNAMADI
    Batman'da 26 Eylül 2011'de 3 terörist, hac yolculuğuna hazırlanan anne ve babasını ziyaretten dönen Talat Doru ve ailesinin bulunduğu araca ateş açtı. Saldırıda 4 çocuk annesi ve 8 aylık hamile Mizgin Doru (31) ile kızı Sultan Doru (4) yaşamını yitirdi. Talat ve Mizgin Doru'nun 4 kızı vardı ancak bir de erkek bebek istiyorlardı. Anne karnındaki erkek bebek, olay sonrasında sezaryenle kurtarıldı ancak hastanede bir gün yaşayabildi. Baba Doru ile bir kızı da olayda ağır yaralandı.
    Bingöl'de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bir anne, canlı bomba eylemi yapacak teröriste müdahale ederek çok sayıda kişiyi kurtardı. Kurban Bayramı öncesi 3 çocuğuyla alışverişe çıkan Hatice Belgin, yürürken canlı bomba eylemcisini fark etti ve üzerine atladı. Anne, patlamayı engelleyemedi ancak yaşanabilecek daha büyük bir facianın önüne canını feda ederek geçti. Olayda, anne Belgin ve oğlu Veysel ile bir vatandaş hayatını kaybetti, 21 kişi yaralandı.
    KURBAN ETİ DAĞITAN ÇOCUĞU KATLETTİLER
    HDP Merkez Yürütme Kurulunca 6 Ekim 2014'te yapılan açıklamanın ardından çıkan 6-7 Ekim olaylarında 2 polis memuru şehit oldu, 31 kişi hayatını kaybetti, 221 sivil ile 139 polis yaralandı. Ölenler arasında, Kurban Bayramı'nın 4. gününde ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtılırken 2 arkadaşıyla katledilen 16 yaşındaki Yasin Börü de bulunuyordu.
    SEBZE ALMAK İÇİN EVİNDEN ÇIKMIŞTI...
    Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 30 Ağustos 2015'te evinden sebze almak için çıkan 6. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Fırat Simpil, terör örgütü PKK mensuplarınca yola yerleştirilen patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu yaşamını yitirdi.
    Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 28 Eylül 2015'te teröristlerin polis aracına düzenlediği saldırıda roketatar mermisinin isabet ettiği evdeki 9 yaşındaki Elif Şimşek öldü.
    Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 12 Eylül 2015'te terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması mensuplarınca poşet içinde bir evin damına bırakılan patlayıcının ellerinde infilak etmesi sonucu 9 yaşındaki Tahsin Uray ve Ramazan Ş. ağır yaralandı. Kızıltepe Devlet Hastanesine kaldırılan çocuklardan Tahsin Uray, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
    Şırnak Kültür Merkezi ve Halk Kütüphanesinin bulunduğu binaya 25 Aralık 2015'te düzenlenen saldırıda 4 çocuk yaralandı.
    5 AYLIK BEBEĞİ KATLETTİLER
    Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 13 Ocak 2016'da İlçe Emniyet Amirliği ve lojmanına teröristlerce bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda, bir polis memuru şehit oldu, biri 5 aylık, biri 4 ve diğeri 12 yaşında 3 çocuğun da aralarında bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 39 kişi hastaneye kaldırıldı.
    Kızılay Güvenpark yakınlarında 13 Mart 2016'da PKK'lı teröristlerce düzenlenen, 36 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda yaralananlar arasında bulunan 6 aylık hamile Songül Yılmaz'ın karnındaki bebek, terör saldırılarının en küçük kurbanı oldu.
    Şırnak'ın İdil ilçesinde 13 Nisan 2016'da terör örgütü PKK mensuplarının tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 4 yaşındaki Hidayet Tek yaşamını yitirdi.
    Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 10 Temmuz 2016'daki saldırıda 5 yaşındaki Viyan Kanat hayatını kaybetti.
    Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bombalı saldırıda bebek Ceylin Naz Aydın, 11 Ağustos 2016'da şehit oldu.
    İSİMLERİ PARKTA YAŞATILIYOR
    İçişleri Bakanlığınca Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görevlendirme yapılan Diyarbakır'ın Hani İlçe Belediyesi, PKK'lı teröristlerce katledilen çocukların isimlerini çocuk parklarına verdi.
    Yapımı tamamlanan 6 parkta, teröristlerin katlettiği Bilgehan Şapkacı, Viyan Kanat, Ceylin Naz Aydın, Yasin Börü, Mevlüde İrem Çiftçi ve bir yaşındaki Ecrin Açıkgöz'ün adı yaşatılıyor.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret eden ve büyük tepki çeken Safiye İnci hakkında soruşturma...


    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret eden ve büyük tepki çeken Safiye İnci hakkında soruşturma başlatılmıştı.
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, Anıtkabir'de Atatürk'e hakaret ettiği görüntüsü sosyal medyada yer alan kişiyle ilgili Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.
    Yapılan çalışma sonrasında Safiye İnci polis tarafından Ankara’da gözaltına alınmıştı. Konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:
    "Anıtkabir’de Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiğine dair video görüntüsü sosyal medyada yer alan şüpheli şahıs, yürütülen tahkikata müteakip Ankara Demetevler’de yakalanarak gözaltına alınmıştır. Şüpheli şahıs, emniyet müdürlüğünde alınacak ifadesinin akabinde adliyeye sevk edilecektir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur."
    Safiye İnci adliyedeki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edild
    i.
    Son birkaç gündür özellikle sosyal medyayı fazlasıyla meşgul eden bir görüntüydü bu. Anıtkabir'e gelen bir canlı, burada Atatürk'e hakaret ediyor ve Tayyip Erdoğan'la kıyaslıyordu.
    Bir provokasyon mu, bireysel bir hareket mi adli makamlar ortaya çıkaracaktır. Burada kadının yaptığı algı başörtüsü ve Atatürk düşmanlığının bir arada verilmesiydi. Malum ülke pamuk ipliğine bağlı, insanlar diken üstünde ve hemen kavga çıkabiliyor. Ülke son yıllarda bilerek, isteyerek kutuplaştırıldı ve birbirine düşman edildi. Bunu kimlerin yaptığı belli zaten. Kendilerine bir düşman yaratıp, onun üstüne oynayarak kendi partizan kitlesini yaratmaya ve karşı taraftaki insanlarla araya bir uçurum, aşılmaz bir set koymaya çalışan siyasetçiler var. Bu toplum mühendisliğinde de başarılı oldular fazlasıyla.
    Bu video ve verilmeye çalışılan algıya sorgusuz inanıp, başı kapalı bu canlı üzerinden bütün kapalı kadınlara ve daha da genelleyip dindar kesime hakaret edenler de oldu. Toplumdaki Atatürk düşmanlığının dindarlıkla veya başka bir şeyle hiç ilgisi yok. Tamamen cehaletin ürünü bu düşmanlık. Kendi siyasi tabanını yaratmaya çalışanların bir ürünü bunlar. Okumayan, araştırmayan, her duyduğunu sorgusuz kabul eden bir kitle yaratılmaya çalışılıyor.
    Bu düşmanlığa fırsat vermemek lazım. Bu ülkede Atatürk'ü seven milyonlarca başı kapalı insan olduğu gibi, Atatürk'ü sevmeyen milyonlarca da başı açık insan var. Dediğimiz gibi bunun nedeni tamamen cehalet.
    "İnsan Türk olur da nasıl Mustafa Kemal Paşa'dan yana olmaz?"
    Safiye İnci'nin yaptığı bireysel -veya propaganda amacıyla birileri tarafından yönlendirilerek- yaptığı terbiyesizliği bütün bir kesime mal etmek, insanları itham etmek, bu videoyu asıl amacına ulaştırır. Bu oyuna gelmeyelim.
    Bunun dışında cahil olmayan, tamamen kuyruk acısından dolayı Atatürk düşmanlığı yapan ve imkanları dolayısıyla milyonlarca kişiye ulaşan, zehir saçan mikroplar var. Hele psikopatın biri var. Mahkeme çocuğun velayetini bu Yunan artığına değil de annesine vermiş. Adam (!) onun suçunu bile Medeni Kanun dolayısıyla Atatürk'e atıyor. Bir başkasının dedesini vatana ihanetten dar ağacında sallandırmış, onun kinini güdüyor.  Böyle mahlukatlar fazlasıyla var. Asıl onların susturulması lazım.


    ABD Dışişleri, "İki yıl önce menfur başarısız darbe girişiminde yaklaşık 250 Türk vatandaşı hayatını kaybetti ve binlerce kişi de ya...

    ABD Dışişleri, "İki yıl önce menfur başarısız darbe girişiminde yaklaşık 250 Türk vatandaşı hayatını kaybetti ve binlerce kişi de yaralandı. Ölenlerin ve yaralananların ailelerine en derin taziyelerimizi sunuyoruz" açıklaması yaptı.
    ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert'in yazılı açıklamasında, "İki yıl önce menfur başarısız darbe girişiminde yaklaşık 250 Türk vatandaşı hayatını kaybetti ve binlerce kişi de yaralandı.
    Ölenlerin ve yaralananların ailelerine en derin taziyelerimizi sunuyoruz." ifadelerini kullandı.
    ABD'nin Türkiye'deki demokrasi kurumlarının yanında olduğunu vurgulayan Nauert, "Başarısız darbe girişimi, demokrasiye bir saldırıdır ve demokrasinin korunması için azim ve temel özgürlükleri korumanın gerekli olduğuna ilişkin çarpıcı bir hatırlatmadır." açıklamasını yaptı. 
    Sırf laf olsun diye yapılmış bir açıklamadan ibaret. Aynı bu bildiri gibi bizim Amerika'yla olan stratejik ortak- müttefiklik gibi şeyler de kağıt üstünde.
    Öyle ki Amerika PKK'yı besliyor, silah veriyor, destek oluyor. Bununla ilgili binlerce haber bulabilirsiniz internette.
    Daha da komik olan yukarıdaki yayınladıkları metin. Fethullah denen yaratık bu darbeyi veya devlet içinde yıllarca adım adım planlı bir şekilde adam yerleştirip, ele geçirmeye çalışacak kadar zeki biri değil. İlkokul mezunu, salya sümük ağlamaktan başka bir marifeti olmayan tipik şakirt. Onu asıl kullanan ve yönlendirenler ise 20 yıldır oturduğu binadan dışarı bile çıkarmayan, Fetö terör örgütünün arkasındaki güçlerdir. Amerika madem Türkiye'de bir darbe girişimi olduğunu biliyor, yüzlerce insanın bu darbe girişimi sırasında hayatını kaybettiğini de biliyor, peki bunların baş müsebbibi olan takkeli soytarıyı neden Türkiye'ye iade etmiyor?
    Bütün bilgi ve belgelerin Amerika'ya iletildiği ve iade talebinde bulunulduğu kesin olan bir şey. Amerika ise buna karşılık hiçbir şey yapmıyor "stratejik ortak, Ortadoğu'daki müttefikimiz" diye çocuk kandırır gibi açıklamalar yapıyor.
    Amerika'nın Türkiye'de üsleri var. Her gün uçak kaldırıyor, postallarıyla kutsal topraklarımızı kirletiyorlar. Buradaki habere göre yakın zamanda bu üslerin kapısından içeri bile giremeyecek duruma geleceğiz. Peki bunun neresi müttefik, neresi stratejik ortak?

    24 Haziran 2004 günü Millî Güvenlik Kurulu'nda hükûmete "Cemaate karşı bir eylem planı" tavsiyesi çıkıyor. Cemaat; Fethull...

    24 Haziran 2004 günü Millî Güvenlik Kurulu'nda hükûmete "Cemaate karşı bir eylem planı" tavsiyesi çıkıyor.
    Cemaat; Fethullah Gülen Cemaati. Ak Parti iktidarda.
    Dikkatinizi çekmiştir... 16 yıldır devleti yönetenler, işlerine geleni var güçleriyle öne çıkarıyorlar, işlerine gelmeyeni örtbas ediyorlar, hiç ama hiç bahsetmiyorlar/bahsettirmiyorlar.
    Çok sonra öğreniyoruz ki, o toplantıda "Gülen Grubu"nun faaliyetlerinin engellenmesine dair 15 ayrı karar alınıyor. 25 Ağustos 2004 günkü toplantıda da karar imzalanıyor.

    İş ciddî tutuluyor. "Gülen Cemaati"ne karşı uygulanacak tedbirler için Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK) koordinesinde, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı görevlendiriliyor. Ayrıca cemaate bağış yapan iş adamlarının takibe alınması isteniyor ve şöyle deniyor: "Yapılan bağışlar ile usulsüz para hareketleri ve kara para uygulamalarının Maliye Bakanlığı-MASAK (Mali Suçlar Araştırma Kurulu) aracılığı ile takip edilmesi sağlanmalıdır."

    15 Temmuz 2016'da öyle ağır bir bedel ödedik ki...
    Ak Parti yönetimini de anlamıyor değilim. "28 Şubat bin yıl sürecek." denmiş, çok insana acı çektirilmiş, namaz kılanlar takibe alınmış, bırakın başörtülüleri, sakallılar dahi -ne tür olursa olsun- üniversitelere sokulmamıştı.

    Şu düşünülebilirdi... Cemaatler, devlet içinde devlet olamazlar.

    Darbelerden çok çektik. 27 Mayıs ayrı dert, 12 Eylül ayrı dert, 28 Şubat ayrı dert... 15 Temmuz hepsini aratır oldu. Allah bizi korudu. Cemaat neticeye varamadı.

    15 Temmuz'un acısı nesiller boyu sürecek... Hem çok can aldı, hem nice insanı mağdur etti.
    2004'te, derin bir araştırmayla, "Cemaat" için mutlaka tedbir alınması istenmişse, hükûmet edenlerin, bir an durup düşünmeleri lâzımdı. Devlet içinde devlet oldukları açık görülüyordu. En azından "paralel" yapı teşekkül ettirilmesinin önüne geçmeliydiler. Önüne geçilmediği gibi, açık "iş birliği" yapıldı. Güya "Cemaat"in "yetişmiş" elemanlarından faydalandılar. Şimdi beraber yürüdükleri bir partiyi "çökertmek" istediler. Tam 10 üst seviyedeki yöneticiyi faş ettiler. Allah'tan halk direndi.

    Ya "Ergenekon", "Balyoz", "Casusluk", daha bilmem ne davalarına ne demeli?! "Zekeriya Öz" gibi birine zırhlı araç tahsis edildiğini hatırlatayım, "iş birliği"nin nereye vardığını siz anlayın.
     Cemaat 7 Şubat 2012'de "Yukarı"ya dokunduğu hâlde, ancak 17/25 Aralık 2013 dokunmalarından sonra "Ne oluyoruz?!" dediler ama çok geçti. 15 Temmuz böyle geldi.

    Ülkeyi yönetenler kendilerini sîgaya çekmezlerse, hiç ummadıkları yerden -bir cemaatten veya benzeri bir teşekkülden- çelmelenmeyeceklerini kim söyleyebilir?

    Adnan Oktar ve ekibi bir cemaat... "Din-iman" görüntülü bir cemaat! Şimdi gözaltındalar.  Adam ne demişti: "Ak Parti'ye oy verdim!"

    Ak Parti'ye oy vermek dokunulmazlık zırhı. Fethullahçılar da öyle söylüyorlardı. Allah'ın rızasını kazanmaktan başka gayeleri olmadığını iddia eden cemaatler, bu seçimde, dini imanı pazara çıkarıp oy devşirmediler mi?

    81 milyonu kucaklamaya söz verdiniz... Hak hukuk getireceğinize söz verdiniz. Yoksa yine kanacak mısınız? "Paralel" yapıların önünü açacak mısınız?

    15 Temmuz bir ders ama ağır bir ders.
    "Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor." (Nisâ, 4/58).

    Kaynak Yeniçağ: 15 Temmuz... Ağır bir ders - Arslan TEKİN

    Adnan Oktar ve örgütüne dev operasyon! "Adnan Hoca" ve kedicikleri gözaltında Son dakika haberine göre kamuoyunda "Adnan H...

    Adnan Oktar ve örgütüne dev operasyon! "Adnan Hoca" ve kedicikleri gözaltında
    Son dakika haberine göre kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar'a sabaha karşı dev operasyon düzenlendi. Suçlamalar arasında organize suç örgütü kurmak, uluslararası ajanlık ve küçük çocuklara taciz, çocuk alıkoyma, iftira, suç isnat etme, dinin inancın suistimaliyle dolandırıcılık, rüşvet ve ruhsatsız silah bulundurma yer alıyor. Hava destekli büyük operasyonda 200'den fazla gözaltı var. Çengelköy’deki evine baskın yapılan Adnan Oktar ve korumalarının emniyet güçlerine mukavemet gösterdiği ve polis tarafından zor kullanılarak gözaltına alındığı öğrenildi.
    Daha önce de Furkan Vakfı kapatılmış ve Alparslan Kuytul tutuklanmıştı. İki gün önce çıkan KHK ile birlikte ise tüm dernek, dergi, yayın ve faaliyetleri durduruldu. Bugün ise Adnan Oktar ve cemaatine operasyon düzenlendi. Akıllara gelen soru, sırada kim var?
    İsmailağa, Menzil  Süleymancılar vs. gibi birçok tarikat ve cemaat var.
    Fetö'den sonra en güçlü cemaatin Menzil olduğu biliniyor. Hatta geçtiğimiz aylarda "Menzilciler Sağlık Bakanlığını ele geçirdi." diye birçok haber yapılmıştı.