Subscribe Us

header ads

3 Milyon Suriyeliyi Besleriz, Yörüklerden Oturma İzni İsteriz

Bu yıl bu dağların karı erimez
Eser bâd-ı sabâ yel bozuk bozuk
Türkmen kalkıp yaylasına yürümez
Yıkılmış aşiret il bozuk bozuk
Pir Sultan
Karaman’ın Kazımkarabekir ilçesindeki Hacıbaba Dağı eteğindeki Çoka mevkiinde yazı geçiren Sarıkeçili Yörükleri’ne Orman İşletme Şefliği’nden ‘Çadırlarınızı toplayıp burayı terk edin’ baskısı. Geçtiğimiz haftasonu yaylada yapılan göç etkinliği sırasında su sorunlarını dile getiren Sarıkeçili Yörükleri, Kazımkarabekir Belediye Başkanı Ali İhsan Alanlı’nın tepkisiyle karşı karşıya kalmışlardı.  Orman İşletme Şefliği yetkilileri ise, “Buradaki 3 ailenin oturma izni yok. Yalnızca geçiş izni var. Oturma izni olanlarla ilgili bir sorun yok. Biz görevimizi uygulamak zorundayız. Daha fazla bilgi veremem” şeklinde ifadeler kullandı.
Kış aylarını Mersin sahillerinde, yaz aylarını ise Konya ve Karaman yaylalarında geçiren Sarıkeçili Yörükleri, Anadolu’nun göçebe yaşamı sürdüren son Yörük topluluğu. Ancak modern yaşamın getirdiği zorlukların yanında bürokratik ve sosyal baskılar yaklaşık 200 aileden oluşan Sarıkeçili göçerlerin yaşam alanlarını her geçen gün biraz daha daraltıyor. Doğayla iç içe bir yaşam süren Sarıkeçililer, bir yandan da iklim değişikliğinin getirdiği su sorunuyla karşı karşıya kaldılar.
Geleneksel göç kültürünü paylaşmak ve sorunlarına dikkat çekmek amacıyla bu yıl 11. gerçekleştirdikleri “11. Sarıkeçililer Geleneksel Göç Kervanı”etkinliği, topluluğun yazı geçirdiği  Karaman’ın Kazımkarabekir ilçesi sınırlarındaki Hacıbaba Dağı eteklerindeki Çoka Çeşmesi Mevkii’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe, İstanbul, İzmir, Antalya ve yurdun çeşitli kentlerinden gelen konukların dışında Karaman ve Kazımkarabekir civarından yüzlerce konuk katıldı.
BU ANANIN SUÇU NE’ İSYANI
Bir damla su için kapı kapı dolaştırıldıklarını dile getiren Savran, Jandarmada ifade verdiği gecenin ardından yaptığı konuşmada ise yaşananlara isyan ederek şunları dile getirdi: “Bakmayın, insanlar eğleniyor. Bakmayın tebessüm ediyoruz. Değil, memleketimin öbür tarafında kanlar dökülüyor. Analar yanıyor analar. Aynı şeyi bize yapıyorlar. suyumuzla, birlikte bir araya gelme kaygısıyla engellemeye çalışıyorlar. Levlalarımızı yok ediliyor. gelen konuklarımız yoldan çevriliyor; ‘etkinlik iptal oldu’ deniliyor. Yetmiyor, ifadeler alınıyor, tutanaklar hazırlanılıyor hakkımızda. Bu ananın suçu ne?

‘BİZ BU GÜCÜ DOĞADAN ALIYORUZ’
Bu vatan benim için önemli. Bu dağlar benim kanımdan önemli. Bu su benim için önemli. Son damlama kadar mücadelemi vereceğim. İlla topla savaşla değil, ben yetiştiren Atam, bana bu gücü veren Cumhuriyetim, dalgalanan bayrağım ve bu dumanı tüten çadırlarım var ya… Biz bu gücü doğadan alıyoruz. Biz bu desteği bu dağlardan, ormanlardan alıyoruz. Ama bir kaç gündür de sizlerin yüreklerini gördüm ya, o kadar engellere, bilgi kirliliğine, olumsuzluklara rağmen aramızdasınız ya size ne diyeceğimi bilemiyorum. Çünkü destek için buradasınız, eğlenmek için, pilav yemek için değil. Allah ömrümüzü ve sayımızı arttırsın, göçümüz hayırlı olsun. Sonsuza kadar göçmeye varız diyoruz.”
Sarıkeçili’lerin göç etkinliğinde bir konuşma yapan ve alanda yaşananlara tanık olanlardan Antropolog Himmet Cansız, tatsız olaylar sırasında Karamanoğlu Mehmet Bey’in torunu Bülent Karamanoğlu’nun da Jandarmada ifadesinin alındığını belirterek yaşananlara tepkisini gösterdi. Devletin gerçek Yörük istemediğini dile getiren Cansız, “Biz orada ne konuştuğumuzu bilen insanlarız. Her yerde dile getirdiğimiz gerçekleri kimseyi hedef göstermeden orada da dile getirdik. Torosların talan edildiğini, Yörüklerin ağaçsız, susuz bırakıldığını dile getirdim. Bunlar yalan mı? Ağaçsız, susuz Yörük yaşar mı?” diye sordu.

‘ANADOLU’YA YÜRÜYEREK GELDİK’
Yörük çadırının bu coğrafya için önemine işaret eden Cansız, yaşananları şu sözlerle yorumladı: “Burada, Toroslar’ın sırtındayız. Çadır, Türkler için mekan olmanın ötesinde kutsaldır. Kültür ve inanç olarak da önemlidir. Orta Asya’dan yola çıkan Yörükler, Kızılbaşlar, Türkmenler, Tanrıdağları’ndan Toroslar’a yürüyerek geldiler. Ancak Anadolu çok zor bir coğrafyaydı. Hititler, Roma ve Osmanlı yok oldu. Anadolu çok talihsiz bir coğrafya çünkü. Herkesin gözü üstünde. Burada yaşayabilmek için akıllı olmak zorundasınız. Anadolu bu yüzden ölü diller,ölü kültürler coğrafyasıdır.
‘BUNLAR YÖRÜKÇÜLÜK YAPMAK İSTİYORLAR, GERÇEK YÖRÜK DEĞİL’
Çadırın direği ağaç, örtüsü keçi kılı. Her ikisi de torosların ürünü. Bu ikisi de yörükler için kutsal varlıklar. Bu yüzden gerçek Yörükler her iki varlığın da yaşamasını istiyor. Ağacını da keçisini de korumak istiyor. Ama devlet gerçek yörük istemiyor. Osmanlı da Yörüğe düşmandı. Bunlar ‘Yörükçülük’ yapmak istiyorlar, gerçek Yörüğü değil, çalkama, gözleme, ayran istiyorlar. Gösteriye dönüştürülmüş, içi boşaltılmış, gerçeklerden soyutlanmış bir Yörük istiyorlar. Çünkü gerçeklerden korkuyorlar.”