Sivas katliamı davası katillerin bulunamaması nedeniyle zamanaşımına uğradı ve 5 kişi için rafa kaldırıldı. Katiller o derece kendilerini...

Sivas Katliamı Davasında Zamanaşımı

Yazar | Mart 18, 2012
Sivas katliamı davası katillerin bulunamaması nedeniyle zamanaşımına uğradı ve 5 kişi için rafa kaldırıldı.
Katiller o derece kendilerini gizlemişlerdi ki askerlik çağı geldiğinde on beş ay askere gittiler, evlenmek için gerçek kimlikleriyle belediyeye başvurup evlendiler, devletin verdiği pasaportla yurtdışına çıktılar, belediyede işçi olarak çalıştılar ve hatta öldüler. Cenazeleri, devletin mezarlığından satın alınan mezara gömüldü.
 Şimdi isminin önünde adalet bulunan bir partinin başında bulunan ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başbakanı olan adam "hayırlı olsun" diyor ve üstü kapalı, alengirli değil açıkça katilleri savunuyor, bir de onların penceresinden bakın demek istiyor.
Bakacak bir pencere göremiyorum ben. Cüppeli, şalvarlı canilerin avukatların büyük kısmı AKP kadrosundan, milletvekili, bakan veya bilmem neyin başkanı. Kelli felli adamlar çıkıp televizyonlarda konuşuyor; "savunma hakkı kutsaldır" diyor. Elinde benzin bidonuyla "Allahu ekber" diye bağırarak adam yakan bir soysuzun savunma gib bir hakkı olduğunu düşünmüyorum. Bunu savunacak avukatın da meslek etiği gibi bir kavram veya ev geçindirme derdi yüzünden maddi kazanç gayesiyle bu davaları üstlendiğini de düşünmüyorum.
 Bir ideolojik akrabalık olmasaydı eğer, o gün oradaki "yak la yak, Allahım bu senin ateşin" diye anıran, huşu içinde yanan et kokularını burnuna çeken kalabalığın savunuculuğunu yapmazlardı.
 Müslümanlık, kardeşlik deniliyor. Merak ediyorum Müslümanlığın neresinde diri diri adam yakma yazıyor?
 "Yedi Kızılbaş öldüren cennete gider" şeyhülislamların verdiği fetvalar bugün hala yürürlükte olsa gerek. Kalabalık galeyana geldi, birden bire oldu, inek nerde dağa kaçtı, dağ yandı bitti kül oldu gibi basit bir gerekçe olsaydı vahşetten sonra yobaz dergileri "yaşasın şanlı Sivas kıyımımız" diye başlıklar atmazlardı. Ya da geçtiğimiz gün İstanbul Üniversitesinde zamanaşımını protesto etmek isteyen öğrencilerin üzerine saldırıp, "yaktık yine yakarız, Sivas'ın hesabını soramazsınız" gibi naralarla saldırmazlardı.
 İnsan yakan yobazlar, yaptıkları bu vahşetten dolayı cennete gideceğini düşünüyor. 35 kişiyi öldürdüklerine göre 35/7=5, demek ki diğer Müslümanlardan 5 kere fazla cennete gidecekler, veya cennetin sevabı bol Müslümanlara ayrılmış bölümlerinde ikamet edecekler. Cehalet nasıl bir şey Tanrım?
 35 kişi cayır cayır yandığıyla kaldı. Bir gün önceden "Müslümanlara çağrıdır" diye başlayan bildirileri kim dağıttı, kısa süre içinde bu güruhu kim organize etti?
 Parasız eğitim diye bağıran öğrencileri yaka paça otobüslere dolduran devletimiz, sabahtan akşama kadar on binlerce kişi bir otelin önünde bağırırken, benzin bidonlarıyla adam yakan canileri, "Şeriat isteriz", "Cumhuriyet Sivas'ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak" diye anıran yobazları neden dağıtamadı? Valiliğin, emniyet müdürlüğünün, itfaiyenin bir kaç yüz metre ötesindeki bu vahşeti neden önleyemedi ya da önlemedi?
 Haber sunucuları diyor ya hani, “bugünkü programımızın sonuna geldik, bir başka programda görüşmek dileğiyle.” İşte öyle bir vahşet daha örtbas edildi ve piyonu tutan ellerin kim olduğu hep karanlıkta kaldı.
Katiller neden adalet önüne çıkarılamadı, onları kim korudu, bu olayın çözülmesini kim istemiyor ve daha nice soru bir başka programa kaldı. Tabi o program gelirse...
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa