Cemevleri İbadethane midir?


İzmir Büyükşehir Belediyesi meclisinde il genelindeki 7 cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesine yönünde karar alındı. Bu kararın hemen ardından özellikle sosyal medyada yapılan tartışmalardan birisi, tekke ve zaviyelerin kapatılması hakkındaki kanunun delinmesi ve bunun da diğer tarikat ve cemaatler için emsal teşkil edeceği yönündeydi. Bu son derece boş ve Cemevleri için alınan yerel kararlara karşı argüman sunmak için üretilen bir bahanedir. Çünkü artık kapalı bir tarikat, cemaat veya tekke benzeri oluşum yoktur. Tamamı son derece aktif olarak çalışan, büyük holdinglere sahip ve zenginlikten parasının hesabını bilmeyen, okulları yurtları vasıtasıyla küçüklükten itibaren beyni yıkanmış müritlerini devlet kademelerine sokup oraları ele geçiren ve virüs gibi yayılan yapılar haline gelmiştir.

Devletten her türlü teşviki alan, ısmarlama ihalelerle sözümona hizmet üreterek milyonlarca lirayı iç eden, İslami maskeli siyasi partilerin arka bahçesi olduğu için kimsenin hesap sormadığı bir tarikat ve cemaatler cennetidir Türkiye. Bazıları sinsi sinsi ilerlerken, bazıları doğrudan devleti ele geçirmek için teşebbüste bulunuyorlar. Bazılarının ise ayağına ülkenin Cumhurbaşkanı gidiyor. Böylesi bir ortamda kalkıp da ortada bir tekke ve zaviyeler kanunu olduğunu söylemek, bu ülkeden bihaber yaşamak veya insanları geri zekalı yerine koyup alay etmekten ibarettir.

İzmir'in sonrasında ise İstanbul'da da Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi gündeme geldi. İBB Meclisi’nde CHP ve İYİ Parti’nin İstanbul'daki cemevlerinin “ibadethane” olarak tanınması için sunduğu teklif, çoğunluğu elinde bulunduran AKP ve MHP grubu tarafından reddedildi. Cevap olarak ise böyle bir yetkileri olmadığını, buna din adamlarının karar vermesi gerektiğini söylediler. Ben burada merak ediyorum, Cemevlerinin ibadethane olup olmadığına karar verecek olan din adamları kim? Tabii ki Diyanet çalışanları... Doğrudur Alevilik yüzlerce yıldır dağınık olduğu için tek derli toplu değildir, farklı ritüelleri barındırır içinde. Peki karşı taraf farklı mıdır?

Yaklaşık 1500 yıldır sistemli bir şekilde aktarılmış olmasına rağmen, hiç değiştirilmemiş Kuran'ı Kerim'e rağmen, sürekli devlet mezhebi olduğu için bolca yazılı kaynağı ve yetişmiş alimi olmasına rağmen neden yüzlerce çeşit İslami yorum vardır? Örneğin IŞİD kafa keserken İslam adına yaptığını söylüyor. Adnan Oktar dansöz oynatırken de İslam adına yaptığını söylüyor. Bir başka tarikat "Size Allah'ın nurunu aktarıyorum." diyerek tüm müritlerine oral seks yaptırıyor. Bu listeyi uzatır da uzatırız böyle. Bu akımların hepsi de diğerleri için "Gerçek İslam o değil, bizimkisi." diye reddiye yapıyor. Yani Cemevlerinin ibadethane olup olmadığına karar vermesi istenen din adamları daha gerçek İslam'ın hangisi olduğuna karar verememişler, en başından beri zaten reddettiği Aleviliği mi onaylayacak? Bunlar da son derece komik ve gerçeklikten uzak hareketler.

Aleviler yüzlerce yıldır o mekanları ibadethane olarak kullanıyor ve bunu birilerinin onaylamasına da ihtiyaçları yok. O mekanlar sadece ibadet yeri değil aynı zamanda kültürel faaliyetlerin yürütüldüğü komplekslerdir. İçinde aş evinden tiyatro salonuna, üniversiteye hazırlık kursundan kütüphanesine kadar birçok ihtiyaca cevap veren mekanlardır. Kime zararı var? Cemevleri ve cami sanki birbirine alternatif mekanlarmış gibi gösterilmeye çalışılıp kutuplaştırma çıkarmak istiyorlar, olay bu kadar basit.

Vicdanı olan, içinde insanlığa dair birazcık kırıntı bulunan ve kul hakkını gözeten birisi Alevilerin Cemevi talebi konusunda haklı olduğunu görür ve hakkını teslim eder. Alevilerin ömrü boyunca hiç gitmediği, cenazesinin bile kalkmadığı mekanların giderleri için Alevilerden vergi alınması ahlaklı bir hareket değildir. Herkes kendi ibadethanesinin giderini kendisi karşılamalı veya başka inanç gruplarının ibadet yerlerine de vergiden pay ayrılmalıdır.

Sünni kardeşlerimiz biraz empati yapsın ve kendilerini Alevilerin yerine koysun. Veya paralel bir boyutta Alevilerin çoğunlukta yaşadığı bir ülkede olduklarını varsaysınlar. Ödedikleri vergilerle Cemevlerinin giderlerinin karşılandığını, Alevi dedelerinin maaşlarının verildiğini, Alevi Diyanetinde yüz binden fazla kişinin çalıştığını ve onların maaşlarının da kendi vergilerinden ödendiğini hayal etsinler. kendileri cami yapmak istedikleri zaman türlü engellerle karşılaşıp, bürokratik ve maddi olanaksızlıklarla mücadele ederek cami yapmaya çalıştıklarını düşünsünler.

Eminim ki böyle bir ihtimal bile zorlarına gidecektir çünkü adil olan bu değil.

Bu konu yerel yönetimlerin değil, doğrudan doğruya devletin bir sorunudur. Yaklaşık yüz senedir de çözülmeyi beklemektedir. Şimdiye kadar gelen bütün hükumetler de oy kaybetme kaygısıyla, arkalarındaki tarikat ve cemaat desteğinin gitmesi korkusuyla bu konulara girmemiştir. AİHM, Yargıtay ve Danıştay kararlarına rağmen hukuku çiğneyerek rafta bekletilen ve bilinçli olarak çözümsüz bırakılan bu mesele toplumun vicdanını kanatmaya devam ettiği sürece iç huzur ve barışı bulamazsınız.

Aleviler ısrarla "Biz Müslümanız" dediği halde "Hayır siz Müslüman değilsiniz, Müslümanın ibadet yeri camidir" demek, çözüm getirmekten ziyade daha da büyütür. Kendi vatandaşını öteleyip, onu yok sayarsanız iç ve dış düşmanların, onları kendi amaçları doğrultusunda kullanmasına da izin vermiş olursunuz.

Yazar SUNGUR

il, töre, budun!

0 Comments:

Yorum Gönderme